Evren henüz çok yeniydi.
Yıldızlar yeni yanıyor, gezegenler doğru yerini arıyor, insanlar ise karanlıkla aydınlığın arasında yürüyordu.
İnsanlar umutlarını kaybedip karanlığa dönmeye başladıkça Tanrı, gökyüzünün en yüksek noktasına çıktı ve dedi ki:
“Benim ışığımı taşıyacak biri olmalı.”
Diğer burçlar tek tek yanına geldi.
Koç cesurdu ama sabırsızdı.
Boğa güçlüydü ama ağırdı.
Aslan parlaktı ama kendi alanından ayrılmak istemezdi.
Akrep derindi ama karanlığa fazla yakındı.
Oğlak zirveye tırmanıyordu ama tüm dünyayı dolaşacak zamanı yoktu.
Tanrı başını eğip düşündü.
“İnsanlara hem gerçeği hem umudu söyleyecek, hem gülecek hem de ışığı uzaklara taşıyacak biri…”
Tam o anda, uzak bir ateş kıvılcımı belirdi.
Kıvılcım büyüdü, büyüdü ve bir varlığa dönüştü.
Ne tamamen insan ne tamamen hayvandı…
Bir savaşçıydı ama aynı zamanda bilgeydi.
Vahşi ama asil…
Özgür ama doğru sözlü.
Tanrı gülümsedi:
“Sen geldin… YAY.”
Yay diz çöktü ama başı hep yukarıdaydı.
Gözlerinde merak, yüzünde kararlılık vardı.
Tanrı ona bir yay ve ok uzattı:
“Bu ok, gerçeği arayan insanlara yol gösterecek.
Sen durmazsın, yol bitmez.
Ne kadar uzak gidersen git, ışığımı taşıyacaksın.”
Yay sordu:
“Peki benim sınavım nedir?”
Tanrı derin bir sesle söyledi:
“Özgürlüğün.
Onu doğru kullanırsan insanlara umut olursun;
yanlış kullanırsan kendi ateşinde kaybolursun.”**
Yay güldü:
“Ben ateşten geldim, ateşle savaşmam.”
Tanrı başını salladı:
“İşte bu yüzden seçildin.
Sen ateşi söndürmezsin, yönlendirirsin.”
Ardından Tanrı Yay’ın alnına dokundu ve şöyle dedi:
⭐ “Gittiğin her yere genişlik, bilgi ve umut götüreceksin.
Düştüğünde bile gülümseyeceksin.
Karanlık seni kovalamaya çalışacak ama sen hep yoluna devam edeceksin.
Çünkü sen benim yola çıkan oğlumsun.”**
Ve Yay gökyüzünde kendi yerine yükseldi.
O gün bugündür:
-
Yay düştüğünde kalkar, yine yürür.
-
Yolu bitmez çünkü “yol” onun ruhudur.
-
İnsanlar yanında güvende hisseder.
-
Karanlığın içine bile ışık atar.
-
İyimserliği sarsılmazdır çünkü Tanrı’nın dokunduğu ateşi taşır.
Efsane böyle der.
Yay’ın özgürlüğü, macerası, gülüşü, gerçeğe cesareti buradan gelir.